DİHA - Dicle Haber Ajansı

Politika

Rusya ve Suriye dış politikasındaki değişikliğin altında enerji var

 
25 Ekim
09:03 2016

MERSİN (DİHA) -Türkiye’nin Rusya ve Suriye örneğinde dış politikada değişikliğe gitmesinin altında enerji politikalarının yattığını ifade eden Mersin Üniversitesi Kamu Yönetim Bölümü Öğretim üyesi Esra Ergüzeloğlu Kilim, enerji anlaşmalarının merkezinde ise İskenderun, Adana ve Mersin'in olacağını kaydetti.

Türkiye hava sahasını ihlal ettiği ileri sürülen SU-24 tipi bir Rus savaş uçağının, 24 Kasım 2015 tarihinde Türk F-16'ları tarafından Suriye sınırında düşürülmesi sonrası Türkiye ile Rusya arasında yaşanan siyasi kriz, ancak Türkiye’nin verdiği siyasi ve ekonomik tavizlerle sona erdi. Kremlin’den yapılan açıklama ile ortaya çıkan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e gönderdiği “özür mektubu” sonrası yeniden düzelen ilişkiler, 10 Ekim’de İstanbul’da ev sahipliği yapılan 23. Dünya Enerji Kongresi'nde Erdoğan ile Putin arasında gerçekleşen görüşme sonrası Türkiye ile Rusya arasında “Türk Akımı Projesi” anlaşmasının imzalanmasını beraberinde getirdi.

Daha Kongre devam ederken Rusya’ya verilen bir diğer rüşvet ise, Mersin Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısında Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesine hazırlana yenide çevre planında yer verilmesi oldu.Akkuyu Nükleer Santrali’ne onay verir niteliğindeki bu karar ile birlikte İskendur'un körfezinden başlayarak Akdeniz hattı boyunca uzanan kimi HES, termik santral projelerinde de hızlanma sözkonusu.

Mersin Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Esra Ergüzeloğlu Kilim’e göre ise, kurulması planlanan HES ve termik santraller ile buna benzer projelerin tümü ekolojik felaket anlamına geliyor.

‘Dış politikadaki değişikliğin altında enerji politikaları var’

Planlanan bu enerji yatırımlarının Ortadoğu politikalarıyla yakında bağlantılı olduğunu vurgulayan Kilim, Türkiye'nin Rusya ve Suriye ile ilişkileri düzeltmeye yönelik dış politikada değişikliğe gitmesinin bir nedeninin de bu enerji geçiş hattı olduğunu ifade etti. Kilim, "Bu hattın liman kenti olması ve kurulumu planlanan nükleer santral ve bununla bağlantılı olarak HES ve termik santraller, bölgenin nasıl bir enerji koridoru yapılmak istendiğini gösterir nitelikte" dedi.

'Ortadoğu enerji politikalarından bağımsız değil'

Başta Suriye ve Irak olmak üzere bugün tüm Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerin enerji politikalarından ayrı ele alınamayacağına söyleyen Kilim, önümüzdeki dönemde Akkuyu Nükleer Santrali ile Mersin ve İskenderun limanları merkezinde bu tartışmaların daha da alevleneceğini kaydetti. Önceki iktidarların kalkınma odaklı bir büyüme hedeflediğini, bu hedefi de çeşitli bölgelere yayarak dengeli bir şekilde yapmaya çalıştığını dile getiren Kilim, devamında ise şunları söyledi:

"Uzun bir zamandır stratejik planlama şeklinde yarışan kentler mantığı ile yönetiliyoruz. Her kent kendini pazarlamak için yatırım kapasitesini artırmak zorunda. Bunu da 'Bizim nasıl bir kaynağımız var' şeklinde kataloglayıp piyasaya sunuyorlar. Mersin'de bunların dışında değil."

'Enerji anlaşmalarının merkezi İskenderun, Adana ve Mersin'

AKP'nin iktidara gelmesi ile birlikte ilk iş olarak daha önce askıya alınan nükleer santral projelerini hayata geçirmeye çabaladığına işaret eden Kilim, her ne kadar Türkiye'nin adı ‘nükleer enerji üreten ülkeler’ arasına yazdırılmak istense de, petrol, doğalgaz, elektrik ve buna benzer enerji ürünlerin pisliğinin Türkiye’de bırakılacağına dikkat çekti.

Kilim’e göre enerji yatırımları sözkonusu bu projelerle de sınırlı kalmayacak. Putin'in ziyareti ile birlikte Türkiye'de daha çok kirli enerji yatırımları yapılacağını belirten Kilim, önümüzdeki dönemde küresel şirketleri davet eden çeşitli çağrılar olacağı öngörüsünde bulundu.

Hali hazırda Adana-Yumurtalık mevkiinde hayata geçirilen termik santral projelerinin olduğunu hatırlatan Kilim, büyük ölçekte yürütülecek enerji anlaşmalarının merkezinde İskenderun, Adana ve Mersin'in olacağını kaydetti.

(eal/st/öç)





Paylaş

EN ÇOK OKUNANLAR